1-İnsanlar üzerinde hakimiyet kuran devlet ve iktidarların hepsi, geçmişte olduğu gibi günümüzde de, ya cumhuriyet ya da krallık olarak ortaya çıkmışlardır.

2-Başka bir devleti ele geçirme, bizzat ele geçirenin ya da başkalarının ordusuyla veya şansın yardımıyla veya yetenek yoluyla gerçekleşir.

3-Veraset yoluyla hükümdar olan bir kral, aslında halkının hoşuna gitmeyecek durum ve zorunluluklarla daha az karşılaşacaktır ve bu nedenden ötürü de daha fazla sevilecektir.

4- bir iktidarın eskiye dayanması ve uzun süre iş başında kalması durumunda, önceki yeniliklerin hatırası da bunların nedenleri de silinir gider.

5-İnsanlar, yazgılarının da değişeceği beklentisi içinde hükümdarlarını değiştirmeyi severler.

6-zira orduları ne kadar güçlü olursa olsun bir kralın bir ülkeye girebilmesi için o ülke halkınca tutulmaya ihtiyacı vardır.

7-insanlar kendilerine verilen küçük çaplı zararlardan intikam almaya kalkarlar, ama
verilen zarar çok ağır olduğunda buna kalkışamazlar; bundan da şu sonuç çıkar: Bir insana zarar verilmesi söz konusu olduğunda, bunu söz konusu kişinin intikam almasını imkansız kılacak biçimde gerçekleştirmek gerekir.

8-zaman her şeyi silip süpürür ve iyiliği getirebileceği gibi kötülüğü de getirebilir.

9-Sahiplenme isteği şüphesiz olağandır ve insan doğasına özgüdür. Bu arzusunu tatmin etmeye kalkışan herhangi biri, bunu başarabilecek imkanlara sahipse, bunun için ayıplanmaktan ziyade övülür, ama bunu uygulamaya geçiremeden sadece bunun hayalini kurmak hata yapmak anlamına gelir ve ayıplanmalıdır.

10-Bir diğer hükümdarı güçlendiren bir hükümdar kendi kuyusunu kazıyor demektir, çünkü güç ya yetenek ya da kuvvet yoluyla elde edilir: Oysa ki bu unsurlardan her ikisi de bunları kullanan birisini diğerinin gözünde şüpheli kılar.

11-Türk imparatorluğunun fethedilmesinde yatan zorluk, buna kalkışan kişinin bu monarşinin önde gelenlerinden hiçbir surette davet alamayacağı gibi padişahı çevreleyenlerin ayaklanmasından da medet umamayacağı hususunda yatar.

12-kazanan tarafın savaştan önce nasıl halktan umacağı bir şey yoksa zaferden sonra da onlardan korkacak bir şeyi olmaz.

13-Fethedilen devletler kendi yasaları altında özgür olarak yaşama geleneğine sahipseler, fatih hükümdarın buraları elinde tutmak için izleyeceği üç yol vardır: Birincisi buraları yakıp yıkmaktır; ikincisi bizzat oraya gidip yerleşmektir; üçüncüsü ise fethedilen devletlerin yasalarını olduğu gibi bırakıp burayı sadece vergiye bağlamakla yetinip halkın sadakatini sağlamak üzere de kalabalık olmayan bir yönetim kadrosu kurmaktır.

14-İnsanlar hemen her zaman, daha önce denenmiş yöntemlere başvururlar ve hemen her zaman taklit yöntemi ile hareket ederler; ama hiçbir zaman kendilerinden önceki kişinin yolunu aynı şekilde izleyemezler veya taklit etmeye niyetlendikleri kişinin erdemine ulaşamazlar. Bunun için de kendilerine örnek ve kılavuz olarak büyük insanları seçmeleri gerekir, böylece her ne kadar söz konusu kişilerin büyüklük ve başarı derecelerine yükselemeseler de, hiç olmazsa bunlara biraz yaklaşmış olurlar.

15-Sıradan bir vatandaşken hükümdarlığa yükselen bir kimse ya becerikli ya da talihli bir kişidir: Talihine ne kadar az güvenirse hükümdarlığını sürdürmekte o kadar çok başarılı olacağını da ilave etmek istiyorum.

16-İsrailliler'in Mısır'da baskı altında ve köle olarak yaşaması gerekiyordu ki kölelikten kurtulma arzusuyla Musa'yı izlemeye karar versinler.

17-gerçekten de, yeni kurumların yapılandırılmasını yürütmekten daha güç, başarılması şüpheli ve tehlikeli bir girişim de yoktur. Bu yola baş koyan kimse, eski kurumlardan faydalanan kişilerin düşmanlığını çeker ve yenilerinden faydalanacak kişilerden de ancak ılımlı bir destek sağlar. Bu da, iki nedene dayanır: İlki, bu insanların mevcut yasaların desteğini alan karşıt taraftan duydukları korku, ikincisi de, herkeste ortak olan o güvensizlik duygusudur; tecrübesiyle ispatlanmadıkça yeniliklerin getireceği iyiliklere kuşkuyla yaklaşırlar. Bundan dolayı da yeni kurumlara karşı olanlar saldırı fırsatı bulduklarında bunu partizanlık ateşiyle yaparlarken diğerleri sönük bir biçimde kendilerini savunurlar; bu yüzden de bunlarla savaşmak tehlikelidir.

18-Şüphesiz, Musa, Keyhüsrev, Thesea ve Romulus silahsız olsalardı oluşturdukları kurumları uzun süre muhafaza edemezlerdi.

19-insan büyük bir dehaya ve erdeme sahip olmadıkça hükmetmeyi bilmesi çok az bir olasılıktır, çünkü sıradan bir vatandaş olarak yaşamaya alışmıştır.

20-çok kısa bir süre içinde kurulmuş olan devletler doğadaki çok çabuk doğup büyüyen türleri andırırlar: Bunlar, ilk fırtınada devrilmelerini engelleyecek kadar yeterince derine kök salamazlar ve yeterince kuvvetli tutanamazlar;

21-insanları birbirine düşman eden özellikle duydukları kin ve korkudur.

22-Yüksek konumdaki kişilerin kendilerine sunulan yeni hizmetler karşısında uğradıkları eski haksızlıkları unutacaklarını düşünmek bir hatadır.

23-Kendi halkını katletmenin, dostlarına ihanet etmenin, imansız, acımasız, dinsiz olmanın erdemli olduğunu söylemek imkansızdır: Bu tür yollarla güç kazanabilir fakat şan kazanılamaz.

24-Çekingenlik veya yanlış tavsiyeler yüzünden farklı bir biçimde davranan kişi eli hep kılıcında olmaya mecburdur.

25-eski ve yeni haksızlıklarla devamlı huzursuzluk içinde yaşayan halka hiçbir zaman güvenilmez.

26-Zalimce eylemlerin hepsinin bir arada yapılması gerekir; böylece insanlar daha az acı çekeceklerinden dolayı, halk arasında daha az kızgınlığa neden olacaktır. Buna karşılık iyilikler yavaşça birbirini izlemelidir ki tadına daha iyi varılabilsin.

27-hükümdar halkına karşı iyi veya kötü koşullara göre değişmeyecek bir tutum içinde olmalıdır. Eğer iyilik veya kötülük için mecbur olmayı beklerseniz, öyle bir an gelir ki zaten kötülüğe de vaktiniz olmaz veya yaptığınız iyilikten de bir çıkar sağlayamazsınız, zira bunu mecburen yapmış olduğunuzu düşünerek size bunun için müteşekkir olmazlar.

28-iki zıt eğilim vardır: Halk ne soyluların boyunduruğu altına girmek ister ne de onların kendilerini ezmesini; öte yandan seçkinler ise halkı yönetmek ve baskı altında tutmak ister. Söz konusu zıt eğilimler şu üç sonuçtan birini doğurur: Ya hükümdarlık, ya özgürlük, ya da anarşi.

29-Soylular halka üstünlük sağlayamadıklarını görünce kendi aralarından söz sahibi birine koşarlar ve onu hükümdarlığa yükseltirler, böylece onun gölgesinde hırslarını tatmin ederler.

30-soyluların, başkalarına yapılacak birtakım haksızlıklar veya bunlara zarar vermek olmaksızın memnun edilmesi imkansızdır;

31-Soylular ezmeyi, halk ise sadece ezilmemeyi ister.

32-Halkın yardımıyla hükümdar olan, halkın dostluğunu korumak için çalışmalıdır. Bunu başarmak da oldukça kolaydır, çünkü halkın tek arzusu baskıdan uzak yaşamaktır. Soyluların yardımıyla ve halkın iradesine karşın hükümdar olan kişinin ise her şeyden evvel halkı koruması altına alması yeterli olacaktır. Böylece, hükümdarlığı halkın yardımıyla alan birisine kıyasla halktan daha çok sevgi ve bağlılık görecektir, çünkü insanlar kötülükten başka bir şey beklemedikleri kişilerden biraz iyilik gördüklerinde bunlara daha büyük bir minettarlıkla bağlanırlar.